top of page

İnsanın Anlam Arayışı: Mânâ ve Kahve

  • 4 Ağu
  • 2 dakikada okunur

İnsan, belki de yeryüzünde sadece yaşayan değil, yaşadığına anlam arayan tek varlıktır. Viktor Frankl’ın İnsanın Anlam Arayışı adlı eserinde kullandığı “meaning” kavramı ile tasavvufun “mânâ” anlayışı aynı kaynaktan beslenmese de aynı susuzluğu dile getirir: İnsan, yalnızca nefes alarak değil, anlam bularak yaşar.



İngilizcedeki man sözcüğü “insan” anlamına gelir. Türkçedeki mânâ ise görünenin ardındaki hakikati, varlığa ruhunu veren özü ifade eder. Kelimeler etimolojik olarak akraba değildir; ancak düşünsel düzlemde insan ile mânâ arasındaki ilişki tesadüf değildir. Çünkü insan, mânâ arayan bir varlıktır.


Tasavvufta denir ki; suret gözle görülür, mânâ ise gönülle hissedilir. Bir çiçeğin şekli surettir; kokusu ise onun görünmeyen davetidir. Dokunduğun kumaşın lifleri maddeyi anlatır; teninde bıraktığı his ise mânâya açılan kapıdır.


İşte burada doku ve koku, insanı görünenden görünmeyene taşıyan iki sessiz dildir.


Koku, hafızanın en eski anahtarıdır. Tek bir kahve kokusu çocukluğun mutfağını, uzun zamandır unutulduğunu sandığımız bir sohbeti ya da artık aramızda olmayan bir insanı bir anda yanımıza getirebilir. Doku ise temasın hafızasıdır. Sıcak bir fincanın avuçlarımızdaki hissi, sadece seramiği değil, o anın güvenini ve huzurunu taşır.


Belki de bu yüzden kahve hiçbir zaman yalnızca bir içecek olmamıştır.


Kahvenin mânâsı, fincanın içinde değil; onun etrafında kurulan sessizlikte, edilen sohbette, bekleyişte ve paylaşımda saklıdır. Çekirdeğin ateşte dönüşmesi, öğütülmesi, demlenmesi ve sonunda kokusunu dünyaya bırakması, insanın kendi yolculuğunu hatırlatır. Ham olan pişer, pişen olgunlaşır, olgunlaşan ise kendinden başkasına koku vermeye başlar.


Tasavvuf ehli, güzel ahlâkı çoğu zaman güzel kokuya benzetmiştir. Gül nasıl kokusunu seçmeden herkese sunuyorsa, olgun insan da içindeki mânâyı ayırmadan çevresine yayar.


Bir fincan kahve de bunu öğretir.


Önce kokusuyla çağırır.


Sonra sıcaklığıyla temas eder.


En sonunda geriye tadından çok hissi kalır.


Belki de mânâ tam burada doğar: Gözün göremediği, elin tutamadığı ama insanın içinde iz bırakan şeyde.


Çünkü bazen hayatın anlamı, bir fincan kahvenin yükselen buharında görünür; koku hafızayı, doku kalbi, mânâ ise insanın kendisini uyandırır.

 
 
 

Yorumlar


Güncel Haberler
Search By Tags
  • Facebook Classic
  • Twitter Classic
  • Google Classic
bottom of page