top of page

Bir Fincan Perdenin Arkası

  • 23 Haz
  • 4 dakikada okunur

Kahve Gazetesi Röportajı


Bir Fincan Kahvenin Perde Arkasında: Dr. Başak Tolga


Kahve kimi insanlar için güne başlamanın bir yolu, kimileri içinse kısa bir moladan ibarettir. Ancak bazı insanlar vardır ki kahveyi yalnızca içmez; araştırır, yazar, anlatır ve yaşatır.


Kahve Gazetesi’nin kurucusu ve yazarı Dr. Başak Tolga da bu isimlerden biri.


Aslen veteriner hekim olan, Mikrobiyoloji alanında doktora derecesine sahip olan Tolga, aynı zamanda Avrupa Birliği ve tarım politikaları alanında uzman olarak görev yapıyor. Ancak çocukluk yıllarından beri taşıdığı bir başka tutkusu daha var: yazmak.


Kahve kültürü üzerine yıllar boyunca yaptığı araştırmalar, yayımladığı makaleler ve kaleme aldığı yazılar zamanla onu “Bunchum” adlı kitabına götürdü.


Farsça’da “kahve çekirdeği” anlamına gelen Bunchum, adını kahve tarihinin en eski izlerinden birinden alıyor. Geçmişe dönük araştırmalar, İranlı düşünür, hekim, astronom ve müzisyen Razi’nin yaklaşık M.S. 930 yılında kahve çekirdeği bileşenlerinden “Bunchum” olarak söz ettiğini gösteriyor. Dr. Başak Tolga, bu bilgiye Türkiye’de çalışmalarında yer veren ilk yazarlardan biri.


Aralık 2017’de Librum Yayınları tarafından yayımlanan Bunchum’un ilk Türkçe baskısında sanatçı Selin Saygılı’nın özgün çizimleri de yer aldı. Kitabın gördüğü ilgi sonrasında Tolga, eserini sahneye taşıyarak dünya üzerinde kahve ve kahve kültürünü merkezine alan ilk tiyatro oyunlarından biri olan “Bunchum”u kaleme aldı. Dans ve müziğin de yer aldığı oyun, Mayıs 2018’de Ankara Farabi Salonu’nda 11 kişilik bir ekiple sahnelendi.


Bunchum’un yolculuğu yıllar içinde devam etti. Eserin İngilizce baskısı 2025 yılında Retro Yayınevi tarafından yayımlandı. Güncellenmiş Türkçe baskısı ise 2026 yılında yeniden okuyucularla buluştu.


Bugün Kahve Gazetesi çatısı altında kahve kültürüne dair araştırmalarını ve yazılarını sürdüren Başak Tolga ile kahveyi, müziği, yazmayı ve hayatı konuştuk.



“Bazı şeyler hemen olmaz. Kahve de, hikâyeler de, insan da biraz demlenmek ister.”


1. Kahve ile ilişkinizi nasıl tanımlarsınız? Sizin için kahve sadece bir içecek mi, yoksa bir yaşam ritüeli mi?


Başak Tolga: Kahve benim için güne başlamak ya da uyanık kalmak için içilen bir içecekten çok daha fazlası. Bazen bir mola, bazen bir düşünce arkadaşı, bazen de kendimle baş başa kalabildiğim küçük bir ritüel.


Özellikle sabahın erken saatlerinde ya da günün karmaşası içinde, bir fincan kahve bana zamanı yavaşlatmayı hatırlatıyor. Kahvenin en sevdiğim tarafı da bu sanırım; insana durmayı, dinlemeyi ve fark etmeyi öğretiyor. Bazen bir kahve fincanı, uzun bir sohbet kadar iyi geliyor.



2. Bir fincan kahveyi gerçekten özel yapan şey sizce nedir?


Başak Tolga: Aslında hepsi bir bütünün parçaları. Çok iyi çekirdekler kullanabilirsiniz ama ruhsuz bir ortamda içilen kahve eksik kalabiliyor.


Benim için kahveyi özel yapan şey çoğu zaman o ana eşlik eden duygu. İyi bir kahveye çoğu zaman müzik eşlik eder. Sessiz bir köşe, güzel bir melodi ve önümde yazılmayı bekleyen birkaç cümle… Bazen de yanıma kıvrılmış bir kedi. O zaman kahve sadece bir içecek olmaktan çıkıp küçük bir yaşam kutlamasına dönüşüyor.



3. Kahve içerken en çok hangi müzikleri dinlemeyi tercih ediyorsunuz?


Başak Tolga: Cazın özgür tarafını seviyorum. Her nota planlanmış gibi görünse de içinde sürprizlere yer var. Hayat da biraz öyle değil mi?


Kahve içerken Keith Jarrett, Pat Metheny, Diana Krall, Melody Gardot ve Miles Davis sıkça eşlik ediyor bana. Onların müziğinde sakinlik, derinlik ve düşünmeye alan açan bir taraf buluyorum. Hatta aralıklarla Türkiye’nin bilindik caz dergilerinden Dark Blue Notes’un yazarlarındanım.


Ama yalnızca caz değil… Pink Floyd, Dire Straits ve Led Zeppelin gibi klasik rock gruplarını da severim. Gençliğimde ise sıklıkla alternatif rock gruplarını ilgiyle takip ederdim. Aslında hala da Pearl Jam ya da Live’ın bende yeri ayrıdır... Müzikte türlerden çok samimiyet arararım.


Kahve ve müzik arasında görünmez bir bağ olduğuna inanıyorum. İkisi de insanın ruh hâlini değiştirebiliyor, düşüncelerine eşlik edebiliyor ve bazen kelimelerin anlatamadığını anlatabiliyor.



4. Yazmak ve kahve arasında bir ilişki görüyor musunuz?


Başak Tolga: Kesinlikle var. Yazmak biraz kahve demlemeye benziyor aslında. Bazı düşünceler hemen kâğıda dökülürken bazıları zamana ihtiyaç duyuyor.


Yazdığım metinlerin çoğu önce zihnimde dolaşıyor. Karakterler oluşuyor, hikâyeler şekilleniyor, bazen yıllarca benimle birlikte yaşıyorlar. Sonra bir gün doğru zamanda kendiliğinden yazılmaya başlıyorlar.


Bu yüzden yazmak benim için yalnızca üretmek değil, beklemeyi de bilmek demek.



5. Eğer bir kahve çekirdeği sizi temsil edecek olsaydı, hangi özellikleri taşırdı?


Başak Tolga: Muhtemelen ilk yudumda bütün hikâyesini anlatmayan bir kahve olurdum. Zaman geçtikçe farklı notalarını keşfettiğiniz, bazen yumuşak bazen güçlü ama her zaman samimi bir kahve…


Çünkü insanın da kahvenin de en güzel tarafı acele etmeden tanınması. Bazı tatlar ve bazı insanlar zamanla kendilerini açarlar.



Başak Tolga’yı Biraz Daha Yakından Tanıyalım


Hayvanlarla vakit geçirmekten büyük mutluluk duyuyor. Ona göre hayvanlar dünyaya daha sade, daha dürüst ve daha içten bir yerden bakıyor.


Müzik hayatının vazgeçilmez parçalarından biri. Cazın özgür ruhunu sevse de klasik rock’tan alternatif müziğe kadar geniş bir yelpazede dinlemeyi tercih ediyor.


Kahve kültürüne olan ilgisi ise yalnızca bir hobi değil; yıllardır sürdürdüğü bir araştırma ve anlatı yolculuğu. Bu yolculuk kitaplara, makalelere, tiyatro sahnesine ve bugün hâlâ her gün yeni içeriklerle büyümeye devam eden Kahve Gazetesi’ne uzanıyor.


Belki de bu yüzden kahve onun için yalnızca bir içecek değil; insanların, hikâyelerin ve kültürlerin buluştuğu ortak bir dil.


Ve belki de bu yüzden şu cümle onu en iyi anlatıyor:


“Bazı şeyler hemen olmaz. Kahve de, hikâyeler de, insan da biraz demlenmek ister.”


Hazırlayan: Kahve Gazetesi Medya ve İletişim

Cengizhan Tolga

 
 
 

Yorumlar


Güncel Haberler
Search By Tags
  • Facebook Classic
  • Twitter Classic
  • Google Classic
bottom of page